İbrahim Peygamber -4

İbrahim Peygamber -4 - Hilâl Acar
Sayı : 161 - Ocak 2019 - Sayfa : 4

KURBAN HADİSESİ VE KÂBE’NİN YAPIMI
Bugün İbrahim Peygamber konusunun biteceğini hissediyorum. Artık sona geldik. Şimdi önemli iki konu kaldı, biri oğlu İsmail’in kurban edilmesi kıssası, diğeri de Kâbe’nin yapımı… Her zaman olduğu gibi besmele çekerek araştırmama başlıyorum.
Küçük İsmail'in yedi veya on üç yaşlarına geldiği zamanmış. Hazreti İbrahim üç gece üst üste rüyasında oğlu İsmail’i kurban ettiğini görmüş. Üç gece görünce bunun Allah’ın emri olduğunu anlamış. Çünkü Peygamberlerin rüyaları sahih rüyalarmış.
Sahih rüya: Aslına uygun, gerçek rüya demektir.
Bunun üzerine emre teslim olmuş ve oğlunu da yanına alıp kurban etmek için götürmüş. Şeytan bunun için önce anne Hacer’i kandırmak istemiş. Hazreti Hacer: “Allah’ın emriyse bu güzel bir şeydir. Teslim oluruz.” demiş. Sonra küçük İsmail’i kandırmak istemiş. “Baban seni kurban edecek.” demiş. İsmail de: “Allah böyle emrettiyse ben razıyım.” deyip taş atarak şeytanı kovmuş. Sonra Şeytan İbrahim Peygamber’e gelmiş. Gördüğü rüyaların şeytani olduğunu söylemiş ve oğlunu kurban etme!” demiş. İbrahim Peygamber de: “Ben Allah’ın dediğini yaparım!” diyerek yerden yedi taş alıp şeytanı taşlamış.
Düşünce Balonu: Bir dakka şimdi anladım. Hacılar şeytan taşlama yaparken işte bu olayı taklit ediyorlar demek ki…
Bir babanın kendi öz evladını kurban etmesi! Bunu babamla konuşmam gerektiğini düşünüyorum ama konumu bitirdikten sonra tabii…
İbrahim Peygamber, Allah emrettiği için oğlunu kurban etmeye razı olmuş. Oğlu İsmail de Allah’ın emri olduğu için babasına: “Babacığım, Rabbimizin emrini yerine getir. Beni sabredenlerden bulacaksın.” demiş. Baba ve oğul ikisi de tam olarak Allah’a teslim olmuşlar. Allah Teâlâ onların bu teslimiyetinden memnun olmuş. İbrahim Peygamber tam oğlunu kurban edecekken Melek Cebrail ile gökten bir koç göndermiş. Melek Cebrail, Allah’ın bu teslimiyetten çok memnun olduğunu ve oğlu yerine koçu kurban etmesini istediğini söylemiş. İbrahim Peygamber’in Allah’ın emriyle koçu kurban ettiği gün, o zamandan bugüne kadar her yıl kurban bayramı olarak kutlanmaya devam etmiş.
Bu olaydan sonra İbrahim Peygamber hanımı Sare’nin yanına dönmüş. Birlikte yaşayıp gidiyorlarmış ama ikisinin de yaşları hayli ilerlemiş. Allah Teâlâ İbrahim Peygamber’i oğlunu kurban etme konusunda gösterdiği teslimiyetten dolayı bir erkek evlatla müjdelemiş. Yaşları ilerlediği için hanımı da kendisine de buna hayret etmişler. Ancak Allah dileği zaman her şey mümkün olur, işte bu iki yaşlı insana da Allah Teâlâ, İshak Peygamber’i evlat olarak nasip etmiş.
Aradan yine zaman geçmiş. İsmail Peygamber yetişkin olmuş, evlenmiş. Babası arada onu ziyaret etmeye devam ediyormuş. İşte bu ziyaretlerinden biri sadece ziyaret değilmiş. Allah’ın emriyle Kâbe’yi yapacaklarmış. Oğluyla sarılıp hasret giderdikten sonra: “Rabbimizin bize bir emri var. Burada bir beyt inşa edeceğiz. Sen de bana yardım edeceksin.” demiş.
Beyt: Arapça bir kelimedir ve anlamı ev demektir.
Birlikte çalışmaya başlamışlar. Melek Cebrail onlara Kâbe’nin tam olarak yapılacağı yeri göstermiş ve inşaat sırasında İsmail Peygamberle birlikte taş taşımış. Yardım etmiş. Onlar taşları getiriyor, İbrahim Peygamber de duvarı örüyormuş. Büyükçe bir taşı da merdiven gibi kullanıyormuş. İşte bu büyük taşın üzerinde İbrahim Peygamber’in ayak izi oluşmuş. Bugün Kâbe’deki İbrahim Makamı’nda bulunan ve üzerinde ayak izi olan taş da işte bu taşmış.
Kâbe’nin inşası bitince İbrahim Peygamber bir köşesine Hacer-ül Esved taşını yerleştirmiş. Bu taş Kâbe’nin tavaf edilmesine başlanması için işaret noktası olmuş. Bu iş de halledilince İbrahim Peygamber ve Oğlu İsmail Peygamber Allah’a dua etmişler. Bu duada: “Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan kıl ve neslimizden de Sana itaat eden bir ümmet çıkar.” demişler. Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in de mübarek soyu, işte bu duanın karşılığı olarak İsmail ve oradan da İbrahim Peygamber’in soyuna dayanmaktadır.
Duaları bitince Melek Cebrail onlara Kâbe’yi nasıl tavaf yapacaklarını öğretmiş. Bu iki güzel peygamber, Melek Cebrail’in tarif etmesiyle ilk haclarını yapmışlar. Ardından Melek Cebrail insanları hac için davet etmesini söylemiş.
O zamanlar şimdiki gibi iletişim araçları yok tabii. İbrahim Peygamber nasıl çağırabileceğini düşünürken Melek Cebrail: “Ey insanlar, Rabbinizin davetine icabet ediniz!” diye bağırmasını söylemiş. İbrahim Peygamber çok şaşırmış. Çünkü bağırma ile sesinin kimseye ulaşmayacağını düşünüyormuş ama Allah Teâlâ: “Sen söyle, sesini ulaştırmak bizim işimiz.” demiş.
İbrahim Peygamber yüksek bir tepeye çıkmış ve insanları hac için çağırmış. O günden sonra her yerden insanlar akın akın Mekke’ye gelmeye başlamışlar. İbrahim Peygamber de vefat edene kadar her yıl gelip hac vazifesini yerine getirmiş. Yalnız İbrahim Peygamber değil Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ve geçmeyen tüm peygamberler de hac için Mekke’ye gelmişler.
 Allah’ın Halilim yani dostum dediği İbrahim Peygamber, çok sabırlı çok tevekkül sahibi, şanı yüce bir peygambermiş. Onun hayatını okuyup öğrendikten sonra babama kurban olayını sordum.
“Babacığım, bir insanın öz evladını kurban etmeye razı olması ne kadar zor bir şeydir değil mi?”
“Evet Sirac, dünyanın en ağır imtihanı olsa gerek.”
“İbrahim Peygamber Allah için hiç tereddüt etmeden razı olmuş.”
“Çünkü o gerçek bir Allah dostuydu. Ateşe atıldığı zaman da kendini Allah’a teslim etti, Allah kendisinden oğlunu kurban etmesini istediği zaman da bu teslimiyeti gösterdi. Böylece imtihanı kazananlardan oldu.”
 “Anladım babacığım! Zaten Allah, İbrahim Peygamberin oğlunu kurban etmesine izin vermiyor. Onu imtihan ediyor ve sonra koç gönderiyor. Rabbim çok büyük ve çok merhametli.”
 “Evet oğlum!”
Öğrendiklerim beni çok etkiledi. İbrahim Peygamber gibi Allah’a dost, teslimiyeti de çok olan biri olmayı istiyorum. Rabbim hepimize nasip etsin inşaAllah.

 

0
Yorum Yazın