Doğal Termometreler


- Sayfa : 26

En sevdiğim mevsimdir yaz. Dondurma, deniz, dalga sesleri, sokak oyunları, tatil, piknik, çayır çimen bir de cırcır böcekleri… Evet evet yanlış duymadınız, cırcır böcekleri... Yazın olmazsa olmazları... Bu yaz alıştım onlara da... Nasıl mı? Durun anlatayım size.
Kuşadası’nda bir yazlığımız var, dedemden kalma. Her yıl okullar kapandıktan sonra ailecek oraya gidiyoruz. Abim, ablam, annem, babam ve ben tabi ki… Babam öğretmen, annem ise ev hanımı. Bu yüzden okul tatil olunca bizi bu karışık ve büyük şehirde tutan hiçbir şey kalmıyor. Biz de doldurup bavullarımızı, alıp kaykayımızı, oltamızı, bisikletimizi düşüyoruz yollara.
Heyecan ve sevinçle varıyoruz deniz kenarındaki bahçeli evimize. Öyle mutlu oluyorum ki oraya giderken. Her yaz yeni bir şeyler öğreniyorum, yeni dostluklar, arkadaşlıklar kuruyorum, güzel anılar biriktirip doya doya oynuyorum…
İşte ben bu duygular içinde iken vardık yazlığımıza.  Biraz tozlanmıştı, bahçesi de bakımsız görünüyordu ama biliyordum ki biz onu el birliğiyle bir iki güne canlandırır, pırıl pırıl yapardık. O yüzden çok takılmadım gördüklerime ve aldığım gibi valizimi eşyalarımı yukarı, odama taşımaya başladım. Çok yorulmuştum. Bütün gün yol gelmiştik, pek çok yerde mola vermiştik, eşya indirmiş çıkarmıştık. Anneme çok yorgun olduğumu ve uyumak istediğimi söyleyip hemen yatağıma geçtim. Geçer geçmez de uykuya dalmışım.
 Gece birden uyandım. Çok susamıştım, üstelik hava da çok sıcaktı, epey terlemiştim. Mutfaktan bir bardak su alıp içtim, sonra yine dönüp yatağıma uzandım ama olmuyordu. Bir türlü uyayamıyordum. Sağa döndüm olmadı, sola döndüm olmadı. Ofladım pofladım, olmadı uyuyamıyordum. Çünkü penceremin önünde durmadan öten bir cırcır böceği vardı. Ve ben sese takıldıkça ses daha da kuvvetleniyordu sanki. Saatler geçti, cırcır böceği bir türlü susmadı. Ne ara oldu, nasıl oldu bilmiyorum sabaha doğru bir ara sızmışım. Sabah annemin sesiyle ve mis gibi yumurtalı ekmek kokusu ile uyandım.
Kahvaltıya indiğimde herkes pür neşe idi, ben hariç. Yüzümün asıklığını ve uykusuzluğumu gören babam sordu:
 “Ne oldu yakışıklı, akşam da erken yattın aslında ama uykunu alamamış gibisin?”  
“Gece uyandım ve bir daha da zor uyudum baba ya, penceremin altında bir cırcır böceği vardı, öttü de öttü, uyutmadı beni.”
“Ooo cırcır böceği mi varmış pencerenin altında, bu iyi evlat, yaz böceğidir o. Ama bilmediğin bir şey var, o sesi öterek çıkarmıyor bu böcek, iki kanadını birbirine sürterek çıkarıyor.”
“Nee! O ses ötme sesi değil de sürtünme sesi miymiş! Bak buna şaşırdım işte. Ee be mübarek böcek, derdin ne gece gece, niye sürtersin kanatlarını?”
Annem söze girdi:
“Ne derdi olacak yavrum, kendine uygun bir eş arıyor, dişi böceklere serenad yapıyor da kendini beğendirmeye çalışıyor.”
“Yok artık, gerçekten mi?”
Abim enterasandır. Hep çok okur, olmadık yerde olmadık bir şey söyler, bizi hayretler içinde bırakır.
“Şaşırdın mı abisi, bak sana esas şaşkınlık verici şeyi söyleyeyim mi? Bu cırcır böcekleri var ya aslında her biri birer doğal termometredir."
“Nasıl yani?”
“Bak şimdi! Bir cırcır böceğinin 8 saniyede kaç kez ses çıkardığını sayıyorsun, sonra da üzerine 5 ekliyorsun. Çıkan sayı havanın o anki sıcaklığını veriyor. Bununla ilgili Amerikalı Fizikçi Amos Dolbear’in bir formülü bile var. Hatta buna Dolbear Yasası deniyor.”
“Hadi canııım! Dün gece hava çok sıcaktı, demek o yüzden o kadar çok sesi çıkıyordu. Ama bu muazzam bir şey.”
“Bak bunu ben de bilmiyordum.” dedi annem.
Babam da: “Hayret etmemek elde değil ya hu, Yaradan ne de güzel yaratmış. Okumasını bilene alem bir kitap vallahi.” dedi.
Sohbetin başından beri çay içip bizi dinleyen ablam tüm bunları duyunca: “Odaları değişebiliriz istersen Yusufcum, madem sen rahatsız oluyorsun, orası benim odam olsun, olur mu?” diye bir teklif sundu.
“Olur mu hiç abla, okumasını bilmiyordum, dün gece okuyamamışım. Şimdi öğrendim artık, her gece okurum ben bu alemi, Yaradan’ın hikmetini.” dedim telaşla.
Hepsi birden güldüler telaşeme. Odamı elimden alacak sanıp korkuşuma. Yalnız çok kıymetli şeyler öğrendim. İşte o andan itibaren sevdim onu birdenbire, tüm yaz her gece o cırcır böceğinin sesi ile uyudum. Havanın ısısını hesapladım, sesinde huzur buldum, yazı onun sesi ile tanımladım, tamamladım.
 Ve çıkardığı seste Yaradan’ın hikmetine baktım, her defasında hayretle. Okumasını bilene alem gerçekten bir kitaptı. Etrafımızda olup bitenlere daha dikkatle bakabilmek dileğiyle…

 

0
Yorum Yazın